İlçede Osmanlı ve Selçuklu dönemlerine ait camiler, kaleler ve hanlar, bölgenin tarihine ışık tutmaya devam ediyor.
Mihrihatun Camii ve hamamı dikkat çekiyor
Kargı’da bulunan Mihrihatun Camii ve hamamı, 17. yüzyılda Sultan IV. Murad’ın eşi Mihrihatun adına inşa edildi. Osmanlı dönemine ait önemli eserler arasında yer alan yapı, 1943 depreminde büyük hasar görerek yıkıldıktan sonra yeniden inşa edildi. Caminin orijinal minaresinin ise günümüze kadar korunmuş olması dikkat çekiyor. Mihrihatun Camii ve hamamı, bölgenin tarihi kimliğini yansıtan önemli yapılar arasında yer alıyor.
Oğuz Köyü Camii İpek Yolu’nun izlerini taşıyor
Kargı’ya bağlı Oğuz Köyü’nde bulunan cami, mimari özellikleriyle dikkat çekiyor. Genellikle Selçuklu dönemine ait olduğu düşünülse de, yapılan incelemelerde yapının 16. yüzyıl Osmanlı dönemine, Çoban Mustafa Paşa dönemine ait olduğu değerlendiriliyor. Tek kubbeli yapısı ve son cemaat yeri bulunan cami, restore edilerek aslına uygun hale getirildi. Tarihi İpek Yolu güzergâhı üzerinde yer alan cami, geçmişte önemli bir ibadet merkezi olarak hizmet verdi.
Hacıhamza Kalesi ve hanı ayakta kalmayı başardı
Hacıhamza Köyü'nde yer alan kale, bölgenin en önemli tarihi yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Osmanlı dönemine ait olduğu belirtilen kale, Şer’iye sicil kayıtlarına göre III. Ahmet döneminde, Hicri 1136 (Miladi 1723) yılında inşa edildi.
İkizkenar yamuk planlı olarak inşa edilen kalede, geçmişte cami, medrese, han ve hamamdan oluşan bir külliyenin bulunduğu biliniyor. 1940’lı yıllara kadar yerleşim alanı olarak kullanılan kale, zamanla kısmen tahrip olsa da varlığını korumayı başardı.
Kale duvarlarının moloz taş ve harç kullanılarak inşa edildiği belirtilirken, günümüze yalnızca kuzeyde yer alan ve halk arasında “Küçük Kapı” olarak bilinen giriş kapısı ulaştı. Doğu kapısının ise yıkılarak yerinde konutların inşa edildiği ifade ediliyor.
Tarihi değerler turizme katkı sağlıyor
Kargı ilçesinde yer alan bu tarihi yapılar, bölgenin kültürel zenginliğini gözler önüne sererken, turizm açısından da önemli bir potansiyel oluşturuyor. Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinin izlerini taşıyan bu eserler, geçmiş ile gelecek arasında köprü kurmaya devam ediyor.